Osmanlıca Sözler
Osmanlıca Sözler
Görmemek yeğdir görüp divâne olmaktan seni. - Bursalı Cenanî (Seni görüp divane olmaktan, seni gormemek daha iyidir.)

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim. Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzârinde. - Ziya Paşa (Birçok acemi müneccim, gökte yeni yıldızlar keşfedeyim derken gaflete dalarak yollarının üzerindeki kuyuyu görmez.)

Cânan gide rindân dağıla mey ola rîzan. Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde. - Ziya Paşa (Sevgili gitse, dostlar/âşıklar dağılsa, şarap dökülse. Böyle bir gecenin sabahından hiç hayır gelir mi insana?)

Arapça ve Farsça'yı dilimizden atarsak 'hiçbir şey' diyemeyiz. Çünkü 'hiç' Farsça, 'şey' de Arapça'dır. - İsmet Özel

Öldükte bu ben hasteyi eşk ile yusunlar. Cânâne güzar ettiği yollarda kosunlar. (Umudum o ki, öldüğüm vakit beni gözyaşları ile yıkasınlar ve mezarımı sevgilinin gelip geçtiği yollar üzerine yapsınlar.)

Aşiyân-i mürg-i dil, zülf-i perişânundadur, Kande olsam ey peri, gönlüm senün yanundadur. (Ey sevgili. Gönül kuşunun yuvası, saçlarının içindedir. Ve ey sevgili, ben nerde olursam olayım, gönlüm senin yanındadır.)

Kebair mi dir yoksa izmihlal. Sana aşık oldum şimdi derim itizar. Bilseydim iskat edeceğimi halktan ederdim izmar. ibkam ettin beni benim istediğimse ibra dır yar.

Âsûde olam dersen eğer gelme cihâna. Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazâdan - Ziya Paşa (Eğer mutlu ve rahat olmak istersen bu dünyaya hiç gelme; çünkü şu hayat meydanına bir defa düşen kaza taşlarından -ızdırap verici dertlerden- kurtulamaz.)

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. - Ziya Paşa (Nasihat ile yola gelmeyeni azarlamalı, azar ve nasihat ile yola gelmeyenin ise hakkı dayaktır.)

İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı. Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı. - Ziya Paşa (Yüksek mevkilere erişebilmek için dostlarını çekiştirmek moda oldu; eskiden bu tür çirkinlikleri bilmezdik, bu çeşit hüner ve beceriler yeni çıktı.)

İç bade, güzel sev var ise akl u şu'ûrun. Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umûrun. - Ziya Paşa (Aklın fikrin varsa şarap iç, güzelleri sev. Dünya -ve dertleri- varmış ya da yokmuş hiç aldırış etme, gününü gün etmeye bak.)

Gayem zat-ı alinizi taciz etmek değil, efkari umumide muhhabbet kurmaktır. Cevabı müspetiniz kalb-i hazı halimi tamir ve temin edeceğinden dest-i muhabbetinize talibim. (Amacım sizi rahatsız etmek değil, aramızda özel bir sevgi bağı kurmaktır. Olumlu cevabınız beni çok mutlu edeceğinden size arkadaşlık teklif ediyorum.)

Cihanda âşık-ı mehcur sanma rahat olur. Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur. - Şeyhülislam Yahya (Dünyada aşktan uzak kalan sanma rahat olur, neler çeker bu gönül söylesem şikayet olur.)

Ben sanırdım ihtiyâr ettim diyâr-ı gurbeti. Bilmedim hayfâ ki gurbet ihtiyâr etmiş beni. (Ben gurbet elini ihtiyar ettiğimi sanırdım, yazık ki gurbet beni ihtiyar etmiş, bilemedim.)

Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab. (Ey Rabbim! Hiç kimse benim gibi inlemesin ve perişan olmasın. Aşk derdinin ve ayrılık yarasının esiri olmasın.)

Ne zinde em ez hicr-i tu ey şûh ne mürde. Feryâd ez în nev vücûdî-i adem âlûd. - Yavuz Sultan Selim (Hasretinden ne diriyim ey şuh, ne de ölü; Bu yokluk dolu yeni var oluştan feryâd!)

Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât. Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde. - Ziya Paşa (Onlar ki dünyayı sözleriyle düzene sokmak isterler, oysa onların evlerine gidip bakın, kendi evlerinde bin türlü ihmal ve düzensizlik görürsünüz.)

Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. (Dün, dündü cancağızım,) Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım - Hz. Mevlana

Gönülde bir gamım var ki pinhan eylemek olmaz Bu hem bir gam ki el ta'nından efgan eylemek olmaz. - Fuzuli (Gönülde bir derdim var ki gizlemek olmaz, bu öyle bi dert ki en şiddetlisinden figan etmek olmaz.)

Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar. Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan. - Ziya Paşa (Nasıl ki yarasanın gözü güneş ışığından, aydınlıktan rahatsız olursa eksiği olanlar, cahil olanlar da olgun ve bilgili insanlardan hoşlanmaz, onları çekemezler.)

Aşk nakdi bir hazinedür ana yokdur zeval. Mâlik olan Avniyâ bir gence gencur istemez. - Avnî (Aşk gerçek ve kalıcı bir hazinedir, ona yok olmak yoktur. Buna malik olan Avnî dünyanın bütün hazinelerine sahip bir haznedar olmak istemez.)

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. - Ziya Paşa (Kişinin aynası yaptığı işlerdir, laflarına bakılmaz; çünkü kişinin aklının seviyesi ancak yaptığı işlerle ortaya çıkar.)

Yâdında mı doğduğun zamanlar; Sen, ağlar idin; gülerdi âlem. Bir öyle ömür geçir ki olsun, Mevtin sana hande, halka mâtem. (Hatırlar mısın; sen doğduğunda sen ağlıyordun; fakat herkes gülüyordu. Öyle bir ömür sür (hayat geçir) ki, ölümünde herkes ağlasın, bir tek sen gül!)

Arz-ı hâl etmeye cana seni tenha bulamam. Seni tenha bulacak kendimi asla bulamam. (Gülün çevresini saran dikenler gibi yâre giden bütün yolları kesildi. Bir defasında yâri tenha buldun, o seferde kendini kaybettin.)

Ne efsunkâr imişsin ey didar-ı hürriyet esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten. - Namık Kemal (Ne kadar büyülüsün özgürlük hissi, sana tutsak olduk ama esirlikten kurtulduk.)

Bu şehr-i sitanbûl ki bî-misl ü behâdır, bir sengine yekpâre acem mülkü fedâdır. (Bu istanbul şehri eşsiz bir şehirdir, bir taş parcasına acem mülkü fedadır.)

Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz. Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir. - Ziya Paşa (Yüksek ve şerefli mevkilerdeki güçlerine güvenip milyonları çalanlar başı dik, alnı açık dolanırken; birkaç kuruş çalan hırsız kürek cezasına çarptırılır.)

Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık. Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık. - Ziya Paşa (Eyvahlar olsun ki bu oyunda yine bizler yandık; çünkü zarar ortada bu konuda ne kazandığımızı bilmiyoruz, daha doğrusu hiçbir şey kazanmadık.)

Sâdıkları tahkir ile red kâide oldu. Hırsızlara ikram-ü inâyet yeni çıktı. - Ziya Paşa (Vatanına, milletine bağlı olanları aşağılamak ve onları reddetmek kural haline geldi, hırsızlara ikramda bulunmak ve yardım etmek ise yeni çıktı.)

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma. Zer-dûz palan vursan da eşek yine eşektir. - Ziya Paşa (Kötü yaradılışlı birine üniforma ya da gösterişli, pahalı giysiler soyluluk verir mi hiç; eşeğe altın işlemeli semer vursan da eşek yine eşektir.)

Dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde. İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde. - Ziya Paşa (Dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki? İnsanlar o kaçınılmaz son yolculuğa çıkarken zaten bunların hepsini geride bırakır.)

Gün doğmadan meşime-i şebten neler doğar. (Gün doğmadan Rabbinin rahmetinden neler doğar.)

Sitem hep âşinâlardan gelür bîgâneden gelmez. - Nabî (Sitem, dert hep tanıdıktan, dosttan gelir yabancıdan, düşmandan gelmez.)

Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez. Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan. - Ziya Paşa (Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez.)

Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Hayat, sevinç ve mutlulukla, acı ve sıkıntılarla iç içe yalanır. Pek çok dert ve sıkıntı insanın karşısına çıkabilir. Ancak bütün bu problemler sağlık kadar önemli değildir. Tek bir nefesin bile değeri bilinmelidir. Bütün dünya insanın olsa bile sağlık olmayınca hiçbir önemi olmuyor.)

Galat-ı meşhur fasih-i mehcurdan evladır. (Herkesin kullandığı yanlış bir ifade, doğru olup da kullanılmayandan iyidir.)

Sene-i tevellüdünüz hayır ola. (Doğum gününüz kutlu olsun.)

Ebedi sultanlık ve saadet yanında yüz senelik ömrün ne kıymeti vardır ki insan onunla sevinip, mağrur olsun.

Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi. Hâinlere amma ki riâyet yeni çıktı. - Ziya Paşa (Gerçi eskiden de doğruyu söyleyenlerden nefret edilirdi ama hainlere saygı göstermek, onları koruyup kollamak, onların emirlerine uymak yeni çıktı.)

İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrah, Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah. - Ziya Paşa (İnsan hayatta ne kadar çok hile ve kötülükle karşılassa da Allah'a ve vatanına bağlılıktan vazgeçmemelidir; çünkü Allah doğruların yardımcısıdır.)

Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler. (Övünülmeyecek şeylerle övünülmez. Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler.)

Göstersin çehresin sultan-u'l şuara derler. De ki; cenab-u gâm çün var mı lâyık tahtınız. (Şairlerin sultanı kendini belli etsin ortaya çıksın diyorlar. Sor bakalım Gâm Hazretleri'ne lâyık bir tahtınız var mı?)

Ceb bi bağ kenârında dursa lâle hacil ki lâlezâr-ı cemâlinde hûr u zarındır. (Lale bağ kenarında utangaç dursa şaşılır mı? Çünkü o lale bahçesine benzeyen yüzünün güzelliği yanında senin bir düşkünündür.)

Eylesen tutiyi talimi edayı kelimat. - Fuzuli (Sözü insan olur ama özü insan olmaz.)

Şeb-i yeldayı müneccim, muvakkit ne bilir? müptelâ-i gâma sor geceler kaç saat? Sevgiliden ayrı geçen uzun geceyi yıldızlara bakan, güneşin doğuşunu bekleyen ne bilir? Gam tutkununa sor geceler kaç saat.

Ne beyan-i hale cu'ret ne figana takatim var. Ne reca yi vasla gayret ne firaha kudretim var. (Ne halimi anlatmaya nede bağırmaya takatim var. Ne kavuşma isteğine gayret ne ayrılığa gücüm var.)

Yar Osmanlıcada uçurum demekmiş. "Yâr" da sevgili. Demek ki "aşk" bir insan için "uçurum gibi"

İmtisal-i Cahidü fi'llah olubdur niyyetüm. Din-i İslam'un Mücerred Gayretidür Gayretüm. - Fatih Sultan Mehmed (ALLAH Yolunda Şavaşmaktır Niyetim, İslam Dininin Yanlızca Yücelmesidir Gayretim)

Bakmak İsteyeceğiniz Konular
Bakmak İsteyeceğiniz Düşünür Sözleri
Yorumlar
Yorum yaz